16 Mart Öğretmen Okullarının 160. Kuruluş Yıldönümü
2008 yılında bugün Öğretmen Okullarının açılışının 160. yılını kutlamaktayız. II. Mahmut döneminde, 1838 yılında, ergenlik yaşına gelmiş çocukların okutulması için Batılı tarzda Ortaokul düzeyinde Rüştiyeler açılmıştı. Çocukların bu okullarda eğitim görmeleri üzerine 16 Mart 1848 tarihinde, Rüştiyelere öğretmen yetiştirmek üzere üç yıl süreli Darül- Muallimin-i Rüşdi adını taşıyan bir okul kuruldu.. Bu tarih, öğretmen okullarının ilk kuruluş tarihi olarak kabul edilmektedir.
Darülmuallimin adlı bu okul, Batıya açılan pencere kabul ettiğimiz Tanzimatla birlikte, batılı anlamda çağdaş öğretmen yetiştirmek amacıyla kurulmuştur. Medrese eğitiminin yerine akılcı, araştırıcı, bilimsel veriyi öne çıkaran öğretmen modelini yetiştirmek Darülmuallimin birinci görevidir.
1891’den itibaren bu okulun yüksek (Ali) kısmı oluşturulmuş, böylece liselere öğretmen yetiştirme modeli de ortaya konuldu. Osmanlı İmparatorluğu döneminde geliştirilen bu okullar, 1915’teki son düzenlemeden sonra Cumhuriyet dönemine aktarılmıştır.
Cumhuriyet döneminde bu okullar Yüksek Muallim Mektebine dönüştürülmüştür. 1934’ten sonra da bu isim Yüksek Öğretmen Okulu olarak değiştirilmiştir. Bir müddet, açılan Köy Enstitülerinden de öğretmen yetiştirilmiştir.
1973 yılında yürürlüğe giren 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu öğretmenlerin yüksek öğrenim görmeleri zorunluluğu getirmiştir. Bu tarihten sonra ilkokullara Sınıf Öğretmeni yetiştirilmesi için 1974-1975 öğretim yılından itibaren İlköğretmen Okullarının bir kısmında iki yıllık Eğitim Enstitüleri açılmıştır. 1982 yılında yürürlüğe giren 41 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile iki yıllık Eğitim Enstitüleri Eğitim Yüksek Okuluna dönüştürülerek Eğitim Fakültelerine bağlanmıştır. Sınıf öğretmeni yetiştiren Eğitim Yüksek Okullarının süresi 1989-1990 öğretim yılından itibaren dört yıla çıkarılmıştır. Daha sonra Eğitim Yüksek Okullarının bazıları Eğitim Fakülteleri birleştirilmiş ve bu kurumlar "Sınıf Öğretmenliği Bölümüne" dönüştürülmüştür.
Öğretmen yetiştirme, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren üzerinde en çok konuşulan ve sürekli değişikliklere gidilen bir sorun olmuştur. Ancak bugün Atatürk’ün “Öğretmenler! Yeni nesli, cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle orantılı bulunacaktır. Cumhuriyet fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister! Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir.” Prensiplerine uygun öğretmen yetiştirme yolunda Eğitim Fakültelerinin dirayetli yapısını görmekteyiz.
Öğretmenden beklentimiz nedir? Nasıl bir öğretmen modeli istiyoruz? Bizim neslimiz öğretmenlerden neler öğrendi? Bize doğruyu, güzeli, iyiyi, mertliği, milli duyguları ve Atatürk ilkelerine bağlılığı onlar öğretti. Sağlığını, nefesini, enerjisini, gençlik yıllarının hepsini bizim için, yeni nesiller için harcadılar. Analar doğurdu, öğretmenler yetiştirdi.
Öğretmenlik azim, sabır, gönüllük ve hoşgörü gerektirir. Öğretmen, yetiştirici, eğitici, öğretici, yaratıcı, olmanın yanı sıra, öncü, kurtarıcı değişimcidir.
Yeni nesiller için, öğretmenlerimizin motivasyonu için ülkemizin geleceğinde söz sahibi olan, çocuklarımızı yetiştiren öğretmenlerimize inanmalı ve onlara güvenmeliyiz.
2000'li yıllarda en büyük problemlerimizden biri de gelecek nesilleri hazırlayacak olan öğretmeni yetiştirmektir.
Değerli meslektaşlarım Atatürk der ki: “Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, gerçek mutluluğa ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri memleketin geleceğini yoğuran irfan ordusudur. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, yücedir. Fakat bu iki ordudan hangisi daha değerlidir, hangisi bir diğerinden üstündür? Şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz. Bu iki ordunun ikisi de hayatidir.”
İşte öğretmenlerimiz ve siz değerli öğrencilerimiz Atatürk’ün yüklediği böyle bir görevi üstlenmişsiniz. Bu bakımdan bizim yeni nesilleri hazırlamak için donanımlı öğretmeni yetiştirmek gibi kutsal bir görevimiz vardır.
Başkent Üniversitesi Eğitim Fakültesi olarak bu görevin bilinci ve sorumluluğunu her an duymaktayız. Projelerimiz ve çalışmalarımızı da bu doğrultuda yapmaktayız. Bu bakımdan öğretmenlik ruhunun kazandırıldığı, öğretmen yetiştirmede niteliğin önemsendiği 160 yıl önce başlatılan ve uzun yıllar sürdürülen uygulamaların her zaman anımsanmasını diliyor, geleceğin öğretmenleri olacak öğrencilerimizi ve öğretim elemanlarımızı sevgi ile saygı ile selamlıyorum. |